Serbest Köşe
İsmiyle müsemma bir köşe. Önemli önemsiz fikirler, gerekli gereksiz detaylar, tatlı dedikodular, sivri eleştiriler, kişisel istekler ve akla gelecek her şey için...Yorumlar

biz, kendimizi nasıl kandırırız ??
dini çevrelerde bulunuşum sırasında şunu gözlemlemişimdir, zenginler öbür dünyayı da paraları ile satın alabileceklerini düşünürler..
namaz kılmadığı halde oruç tutmadığı halde bir sürü paralar harcayan insanlar görmüşümdür..
herşeyi bu kadar basit algılarlar..
marka dünyasında da bizim patronlar aynı şeyi yapıyorlar hiç bir farkı yok..
en çok dikkat toplayan reklamcı kim, onun kapısındalar...
ister motor yağı üreticisi olsunlar ister kot pantolan üretsinler fark etmiyor onlar için..
parayı bastırıp cenneti satın alabileceklerini sanan patronlar aynı şekilde parayı bastırıp marka olabileceklerini sanıyorlar..
reklamcılar farklı mı, markayı umursayan kim..
bir çoğu bu reklamı şu yaptı desinlerin peşinde..
tutuyor mu tutuyor tabiki..
ufak insanlar hemen tartışmaya başlıyor..
aa ne kadar yaratıcıymış aa ne kadar fırlamaymış vesaire.. pehhh bu mu...
ve boş şeylerle tartışmayın olayın özüne bakın diyen biri çıktığı an hiç gerilmediğini iddia ettikleri sinirleri geriliveriyor..
yine söylüyorum yine yeni yeniden söyleyeceğim..
bu ülkeden dünya çapında bir reklamcı çıkmaz..
bizim evin karşısındaki okulun müdürünün sesiyle uyanırım ben her sabah..
her sabah aynı şeyleri söyler müdür hiç şaşmaz..
rahatol hazrol erkekler saçınızı kesin kızlar toka takın
ve hep bu eğitim sisteminden geçmişizdir hepimiz farklı olanın farklılığının sebebinin siyah önlüklülerin arasında dikkat çekmek istemesinden kaynaklandığını düşünürüz..
ve hemen sorarız sen niye siyah önlük giymiyorsun bizim gibi düşünmüyorsun diye bizim gibi tartışmıyorsun diye hayata bizim gibi bakmıyorsun diye..
ve farklı birşey düşünmeye BASMAS asla kafamız onun için hep suçlu yahudilerdir bizim kara oğlan masumdur hep..
açık ol canımı ye
sevgiler
(09.10.2008 18:53:19)

Sizce aşağıdaki yazı kime aittir ?
Reklamcı mı? Satış temsilcisi mi?
İşimiz, müşterilerimizin malını satmak, kendimizi değil. İşimiz, ürün yerine kendimizi ön plana koyacak her türlü uyanıklığın önüne geçmek. İşimiz basitleştirmek, ilgisizi ayrıştırmak, ana mesajı boğabilecek her türlü yabani otu ayıklamak".
Kim?
Yoksa Komplexlerini yenmek için felsefe üreten birilerine mi? (09.10.2008 12:26:25)

Deneme
Deneme...
Marka yönetimini iyi(!) yaptığını düşündüğünüz bir Marka'nın en iyi 3 reklamını hatırlayın :)
Bu çalışma sırasında "basit olarak" sokaktaki vatandaş psikolojisini kullanın...
Nasıl yapıcaz diye kendinize sorduğunuzda neden bilmediğinizi bir düşünün...
Eğer işiniz bunları ezberlemeyi ve bunlarla yaşamayı gerktirmiyorsa tabiiki. O zaman Bu algıya sahip sade bir vatandaş ile bu deneyi yapın...
Bu reklamları olaki hatırlarsa, sloganında Şalvar mı yoksa York düşesi mi olduğunu hatırlayıp hatırlamadığını sorun.
Bilinçaltına etkisi...
Ferrari'nin bilinçaltınıza etkisinin, hangi reklam, kampanya ve stratejilerle oluşturulduğunu araştırın.
Buna rağmen neden Ferrari "almadığınızı" onun yerine size göre "daha da güzel olan" diğerlerinden birini aldığınızı düşünün.
Reklam pozitif bir bilim değildir ve
olması akla aykırıdır.
"Burdayım" diyebilmek için kendini pozitif bilimlerle süsler ve Müşterilerine "Oradasınız" ve "Daha" vaad eder.
Düşünce ve yazı boyutunda kalmaya mahkumdur her zaman. Aşağıya inmeye cesareti yoktur.
Hulusi Derici de çıkar "baaaammm!" diye ortaya bişey koyar. Diğerleri de ona bakar. Tartışmaya devam eder. Edecektir ve Etmelidir.
Müşteri Halktır ve bu halkı 3-5 soruyla çözmeye çalışmak abesle iştigaldir. Orada bile sizi kanrıabilir :P
Ayrıca hiç de "bilinen" bir yapıya ve algıya sahip değildir.
Onları kandıramazsınız Ali_Veli bey...
Onlar isterlerse "Size kanarlar" :) Arada bir de kanmak isterler... Eğlenceli olur çünkü :)
Patronlar da Onları aslında iyi anlar. Anlayamayan zaten patron değildir. Reklamcı da olmasına gerek yoktur. Artiz olması tavsiye edilir.
Hulusi Derici anlar... Hayata geçirirken kendi de eğlenir.
Eğlence anlayışınız bu değilse ve dolayısıyla bize ne ki?
:)
-
(09.10.2008 11:35:53)

Reklamcılar, patronları nasıl kandırır ??
Her gün önümüzden yolda ağaçta işte sokakta arabada dolmuşta dikkatimizi çeken binlerce bay/bayan geçer, kalıcı olanlar aklımızı çalanlar mıdır kalbimizi çalanlar mıdır ??
Dikkat çekmek reklamda her şey midir ??
Markaya mini mini etek giydirip dolaştırmak iyi bişi midir ??
Reklamcılar, patronları böle mi kandırır, bak herkes bizi konuşuyor bize bakıyor diyerek..
Var mıdır, herkesin bizi konuşmasının marka değerimize etkisi ne olacak diyen bir patron..
Geçmişte çok konuşulan reklamlardan örnek verip nerde bunlar şimdi sayın reklamcı diyen bir patron..
Uzman amcalar derler ki ; en kolay yaratıldığı sanılan şeylerden biridir, bu ülkede tekstil markası yaratmak, ve yine derler ki bir milyoncuk Amerikan doları bulan edinen kredi çeken her abi bu ülkede tekstil markası yarattığını sanabilir, böle bir hakka sahiptir..
Ve her bir iki yılda bir orda burda böle sloganlar döner, ne de olsa tekstil ülkesiyiz, iş gücü bol, makine ucuz reklam daha ucuz..
Allah iyileri kötülere benzetmesin, lafım meclisten dışarı, krizi bol ülkemde ilk ekonomik krizde araki bulasın olur sonra…
Reklamın iyisi kötüsü olmaz, markaya değer katanı, markanın kanını emeni olur..
Bekleyek ;
ne de olsa biz derici değiliz
az bişi damarcı yız
görek ;
Bu reklam bu markanın elinden mi tutacak, yoksa..
Allah muhafaza..
(08.10.2008 12:06:54)

gercekci???
Sayin Karox_89, reklami ve sloganini anlamli, etkili, hedef kitlesine hitab eder niteliklerde bulmani anliyorum yalniz soyler misin bana ne zamandan beri jean Turkun salvari olmustur ve "Gercekcilik" bunun neresindedir?Salvar bizim ve cevre cografyalarin sicak ve nemli hava sartlarindan dolayi ortaya cikmis, genelde hafif pamuklu kumaslardan uretilen, oldukca bol kesimli, rahatligi tartisilmaz bir pantalon turudur yanii jeanin temsil ettigi herseyin tam tersidir!Bu nedenle "salvar ve jeanin" ayni cumle icinde bile kullanilmasi abestir. Ozetle yazinda bahsettigin "reklam nasil gercekci yonuyle tanitilir bize onu ogrettiler" ifadeni uzulerek "gercekci" bulmadigimi belirtmek istiyorum...
Bu arada fark ettiniz mi bilmiyorum ama yine donduk dolastik "reklamin iyisi kotusu olmaz, urunun kendisinden oyle ya da boyle konusturuyor mu ona bak!" temali o bitmez tukenmez klasik reklamcilik tartisma mevzuuna vardik!! Sevgili provakotor ruhlu Derici yine yapti yapacagini ve bizi sinirlendirmeyi ve sevindirmeyi ayni anda basardi!Iste ben bir toplantiyi sonlandirmak diye buna derim:)
Not: Neverwhere, verdigin bolge adlarindan sonra dusuncelerim daha da temellendi ve tespitlerimde o kadar da yanlis olmadigimi anladim.Tesekkurler... Senin dedigin gibi "her markaya Armani muamelesi" yapan zihniyetin dilinden M.A.R.K.A cok iyi anlar ustelik, bknz. eski kampanyalar. Yinede Hulusi Bey'in yaratici keskin zekasina saygim sonsuz...Gercek bir firlama kendileri! (07.10.2008 22:26:41)

Jean Amerikanın Şalvarıdır
'Jean Amerika'nın Şalvarıdır' evet doğru bir slogan ve de gerçekçi bir sloganı bizlere sağolsunlar iletmesini çok muhteşem bir şekilde halkımızın belleğine iyice kazıdılar.Zaten pazarlama stratejisinde de hep sloganlar ve de onlşarın dayandırdığı realite yani gerçekçilik payı her zaman önemlidir.Sizler sanıyorsunuz ki, Bu amerikanın propagandası mı değil mi diye bunu kocaman harflerle de söyleyeyim DEĞİLLLL !!!!. Bence bu artık yeni bir modanın keşfedilmesini ve de ona nasıl müşteri getiririm anlayışıda değil bu tamamen reklam nasıl gerçekçi yönüyle tanıtılır bizlere de bunu öğrettiler. Açıkcası ben de facto firmasının kataloglarını da inceledim ne kadar ürünleri çok güzel olmasa da halkımız için bence yapabilecekleri de bu çü
nkü zaten ekonomik darboğazdaki Türkiye 'de insanlar Debenhams,Dockers veya başka bir lüks markanın tercih edilememesinden ziyade pazarlama stratejilerinden çok mükemmel bir şekilde yola çıkmışlar ve de bu pasta da ufak da olsa 'BENDE VARIM ' Demesini çok güzel öğrettiler. Açıkcası bu reklamı çekenlerin ve de herşeyini tasarlayan arkadaşlara sonsuz kez 'TEŞEKKÜR EDEREK' Toplantımızı sonlandırıyorum. K.İ.B. (07.10.2008 15:27:57)

Sn. Wonderland.
Defakto adlı firmanın satış noktaları ( İstanbul ilinde ) Bakırköy, Kadıköy, Fatih, Pendik, Gaziosmanpaşa, Ümraniye, Beylikdüzü, Bayrampaşa, Güneşli gibi "varoş" gezinti bölgelerindedir.
Bu bölgelerde yaşayan insanların bir markaya ve ürüne bakış açısıyla, Kanyon, İstinye Park, Akmerkez, MetroCity, Bağdat / Nispetiye Caddeleri vb. gibi yerlerde bulunan kişilerin bakış açıları farklı olduğu gibi, alışveriş anlayışları ve "reklama bakış açıları" da farklılık gösterir.
"Her markaya Armani muamelesi yapmak" anafikirli önceki yazımda da belirttiğim gibi Defakto Markası, Halihazırdaki satış noktalarında müşterileriyle ilgilenemez(!) durumlara gelmişlerdir. ( Bizzat gözlemle sabittir. )
Diğer hedef kitlenin yorumu düşüncesi bakışı kalite anlayışı vs. vs. gibi ikincil durumların Firma sahibi ve Hulusi Derici'nin umurlarında olduğunu pek düşünmüyorum :)
Kampanyasının ikincil bölgelerde de uygulanmasının altında başka şeyler olduğu kanaatindeyim :)
-
(07.10.2008 11:47:50)

Jean kimsenin salvari degildir efendim!!
De Facto'nun urunlerini gecen baharda geldigimde inceleme firsati bulmus ve acikcasi bir uzman gozuyle pek begenmemistim. Kumas kalitesi, dikis ozeni ve genel hatlariyla alt ve bir kisim orta gelir seviyesine hitab eden genelgecer bir marka olarak kategorilendirmistim (bu noktada yanlisim varsa lutfen duzeltin, Turkiye pazarini belli basli markalar disinda maalesef cok takip edemiyorum).Yinede ulkede seveninin cok oldugunu duydugumdan agzimi acmamis, "ukalalik etme sen" lafini isitmemek icin susmustum. Ama simdi konusma sirasi bende diyorum!Ilgili bir moda pazarlamacisi olarak De Facto gibi siradan bir markanin sirf kendi capindaki jean uretimini kurumsal nedenlerden oturu sonlandirdi diye boyle sacma sapan, boyundan buyuk sloganlarla ortaya cikmasini cok anlamsiz buluyorum (evet neden buymus bu arada). Kucumsedikleri, "Turk salvaridir" deyip dalga gectikleri jean'in ve onu dunyaya tanitan unlu Levi's markasinin 501 modelinin tarihi 1890'lara dayanir. O tarihten bu yanada jean hicbir zaman onemini yitirmemis, hem erkek hem kadin giyiminde klasik bir parca olmayi surdurmustur. Madem "kiskirtici, komik v.s" olmaya calisiyorlar DarkBlack'in dedigi gibi "Jean Amerika'nin Salvaridir!" deselermis cok daha anlamli olurdu hem de hedef kitleyi "bagrindan" vururdu, degil mi? Sizi bilmem ama ben bu markadan bir kez daha sogudum fakat onemli olan ben degil kendi musterilerinin bu reklama ne derecede olumlu cevap verdigi? Bir de artik magazaya gidince jean bulamayacak olanlari dusunun!
(07.10.2008 01:28:58)

:)
Sn. DarkBlack
"Jean Türk Şalvarıdır" cümlesinin yanlış yazılmadığını, bilerek yazıldığını anlatmak, yapılan espriyi açıklamak gibi birşey. Ama yine de açıklamak zorundayım sanki :)
Buradaki "Jean Türk şalvarıdır" ya da "Jean Amerikan'ın Şalvarıdır" adlı kampanyalar arasında aslında hiç bir fark yoktur...
Reklam ve reklamcının yapmak istediği etki, belli bir anlatım üzerine gitmekten daha çok geçici bir sloganla Markayı altbeyine hapsetme düşüncesidir.
Bir nev-i Subliminal Perception. Bir nevi ping pong topu gibidir.
Bir önceki yazımdaki sorularımı, "ön yargısız boş bir beyine, yorumsuz olarak" sorun...
Amerikan, Türk ya da Rus şalvarı meselesiyle aslında hiç bir alakasının olmadığını göreceksiniz.
Sanırım pek alışık olmadığınız ya da anlam aramak istediğiniz için, işin yalnızca görülebilen kısmını görmüşsünüz...
Her 2 sloganı da sorabilirsiniz. Emin olun tüm cevapların "algılanabildiğini" göreceksiniz.
Aslında ortada bir şalvar mevzusu ve bir de Defakto vardır. Kimse şalvarın hangi ulusun malı ya da ne olduğuyla ilgilenmez.
M.a.r.k.a.'nın burada yapmış olduğu yanlış, "Sözüm ona Amerikan Rahat..." gibi bir alt yorum katmasıdır.
Yaklaşık 10 yıldır kullandığım, "Dün ile Rüya Arasındaki fark nedir?" şeklindeki sloganımda da olduğu gibi...
İlk etapta bir ilişki varmışçasına görünebilen, fakat daha sonra kişiye göre cevabının değiştiği belkide olmadığı bir cümle ve anlam yapısıdır.
Bu şekildeki insanın düşünce analitiğini bir süre durdurabilirsiniz.
ilk 3. ila 5. sn. den sonra insan çözülür ve fark yoktur. fark vardır. soru yanlıştır. neki bu şindi. ne alaka vs. vs. vs gibi kendilerine göre doğru olan açıklamaları yaparlar.
Ama bir kez gören ya da duyan bir daha unutmaz :)
Pozitif yönde karşılığını aldım ve yıllardır da almaya devam ediyorum. Defakto henüz çok yeni.
Tekrar ediyorum. siz, slogandan bir şey anlamaya bir anlam çıkarmaya çalışıyorsanız, verdiğim cevaplardan herhangi birini seçebilirsiniz. :)
Ne kadar tezat ve birbirinden farklı olsada, emin olun doğru olan cevap odur :)
Saygılar...
Okuduğunuz kitapları bi karıştırsanız görebilirsiniz. Belki atlamışsınızdır ya da bulamassınız. Bu kısım pek de önemli değildir zaten :)
(05.10.2008 21:29:32)

JEAN
reklam başarılı,
De Facto reklamının sloganı "Jean Amerikan'ın Şalvarıdır"
Sloganın geçmişi vardır mutlaka. Jean ülkemizde pazara gireceği yıllar tekstilde iyi yere giden Türkiye büyüklerinin insanlar yanaşmasın diye söylediği laflardan.
eski pazarlama stratejilerinden kokuyor..
şimdi de DeFacto kullanıyor tebrikler.
jean giymekten gına gelmişken. muhafazakar parti iktidardayken iyi iş çıkarmışlar.
Neverwhere
senin yazdığın "Jean, Türk Şalvarıdır" olayı nedir diye soruyorsun ya... Sloganları mı karıştırdın yoksa bilerek mi yazdın bilmiyorum ama bu slogan biraz tezat gibi.. memleketim şalvarlısı giydiği gerçek türk şalvarını bırakıp jean almaz, şalvarlıları kızdıracak bir slogan :)
"Jean Amerikan'ın Şalvarıdır" sloganı ise şalvarlıları sevindirir. herkes şalvar giyiyor diye... hatta amerika sempatisi bir ülkeyiz ya. bizim şalvarlılar da jean giymeye başlar...
:)
Bana Göre Değerlendirme:
"Jean Amerikan'ın Şalvarıdır" sloganından sonra "Jean, Türk Şalvarıdır" sloganı konuşulması gerekmeyecek kadar önemsiz hale gelmiştir. (01.10.2008 16:13:48)

Jean Türk Şalvarıdır.. ?
"Jean, Türk Şalvarıdır" sloganı sizce nedir?
:)
Amerikan antipropagandası mıdır?
Amerikan propagandası mıdır?
Milliyetçilik antipropagandası mıdır?
Milliyetçilik propogandası mıdır?
Jean düşmanlığı mıdır?
Jean sempatizanlığı mıdır?
Firma ve ürün yelpazesine göre değerlendirilmeli midir?
Firma ve ürün yelpazesine göre değerlendirilmemeli midir?
Hedef Kitle analizi var mıdır?
Hedef Kitle analizi yok mudur?
Eğer hiç biri önemli değilse...
Konuşulması gerekmeyecek kadar önemsiz midir? yoksa konuşulması gerekecek kadar önemli midir?
Sizce Nedir?
(24.09.2008 21:21:02)

Jr. Reklam Yazarı
Sütaş, Eti, Carrefour, Posta gibi birçok büyük marka deneyimimle Reklam Yazarlığı yapacağım bir ajans arıyorum.
Detaylı bilgi için irtibat adresim:
fvzykrr@gmail.com (24.09.2008 12:07:20)

Sn. Wonderland
Farkındaysanız size "Coca Cola" ve "dinsel yaklaşım" örneğini verdim.
Yani bir toplumun kültürel alışkanlıklarını pek ciddiye almıyorum. Sürekli değişir çünkü.
Önce bir kişilik ortaya koymanız gerekiyor. Sizin de haklı olarak düşündüğünüz gibi.
Ulusal önem arzeden detaylardan bazıları...
Türk milleti Dinine bağlıdır. Akp Kullanıyor.
Türk milleti Atatürk'e bağlıdır. Kullanıldı
Türk milleti Futbola bağlıdır. Kullanıldı.
Türk milleti vicdan sahibidir. Akp Kullanıyor.
Türk milleti yaşlılarına saygılıdır. Kullanıldı.
Türk Milleti Entrikacıdır. Dizilerde kullanılıyor.
Türk millleti gençtir. Fakat her müzikte hoplayıp zıplayan ve amerikan espri algısına sahip genç oranı 3-5 il merkeziyle sınırlıdır yani azdır. ( Burayı zorla mesela... Bence iyi bişiler çıkar )...
Aslında Türk milletinin bu aralar kafası bayaa bi karışıktır. :) İşin oldukça zor :)
(23.09.2008 17:50:59)

Global world
Verilen ornekler gercekten ilginc, ozellikle Coca Cola ve McDonald's buradada bilinirliligi en yuksek markalar olduklarindan kesinlikle arastirmama dahil etmeliyim diye dusunuyorum. Fiat/ Tofas'in kus serisi ise Turkiye adina ciddi bir basari hikayesi, adeta bir "sehir efsanesi". Yalniz zamanim biraz kisitli, derslerim yogun ve ardindan gelen projeler yuklu oldugundan ne kadar derinlemesine arastirma yapabilirim bilmiyorum:( Sanirim benim icin en makbulu Coca Cola'yi ve Mc'i almak olucak bu durumda..Yalniz Neverwhere'in onerisine uyup Turkiye'den sectigim bir marka uzerine de -ki bu benim alanim olan moda sektorunden olucaktir- "sanat konkuru" hazirlamayi dusunuyorum. Kendim icin tabii..Vakkorama'nin o ovunerek cikardiklari gazetelerinde dahi sacma sapan imla hatalarini, tasarimcilarin gecmislerini yanlis yazmis olmalarini, kullanilan resimlerin surekli birbirini takip eder cinsten secilmesini hazmedemedigim icin bu calismayi onlara adiyorum! Buyuk oldum demekle profosyonel olunmuyor cunku...
Not; ali_veli arkadasim, yabancilarin kisisel hazza ve bireysellige ne kadar duskun olduklari elbette tartisilmaz ama bizlerin "kisisel sorumluluklara duskun" oldugumuz fikrine biraz kuskuyla yaklasiyorum. Tabii bu sorumluluktan neyi kast ettigine bagli olarak degisir fakat kendimizi fazla hem de cok fazla ciddiye aldigimizi ve bunun bazi sorunlara yol actigini dusunmuyor musun? Daraltici derecede...
Turkiye'ye gelmek..bilemiyorum su anda, zaman gostericek ve olasi is imkanlari...Acikcasi su anda bile ne zaman "fashion marketing" okuyorum desem aldigim cevap "Ne tasarliyorsunuz peki?" olduguna gore ben daha donmemeliyim, donsemde bu isin onemini ve ihtiyaci iyi anlayan bir firmada calismaliyim. Yoktur demiyorum ama sayilidir sanirim boyle firmalarda...
tesekkurler!
(23.09.2008 00:54:19)

wonderland arkadaş için globallik-yerellik üzerine bir kaç örnek
Aslında bu konuya şöyle bakılabilir belki; seslendikleri hedef kitleye ya da kültüre değil de, 'seslendikleri ihtiyaca ya da duygulara göre firmaların yerelleşmesi' gibi. Yani 'Loreal' gibi global bir markanın tüm dünyada kullandığı slogan aynıdır, hiç değişmez. Her zaman kadınlara hitaben der ki, "Çünkü siz buna değersiniz..". Slogan budur. Çünkü tüm dünyada kadınların beklentisi aynıdır, kadın duyguları evrensel olarak aynı çünkü. Kadına bir şey sunduğunda diyeceksin ki "Sen buna değersin" onu aldırırsın. Loreal, hitap ettiği pazarın dilinin evrensel yani tek dil olduğunu çözmüş ve hiç yerelleşmiyor. Loreal'in bir köylü kızıyla reklam çekimini düşünemiyorum bile.
Aslında genel olarak erkeklerin tüm dünyada 'arabalardan' beklentileri evrenseldir. Teknoloji, konfor, estetik görünüm, sağlamlık, ekonomiklik v.s. Genelde de global araba markalarının reklamlarında pek yerellik görünmez. Fakat Türkiye gibi dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanan ülkelerde reklam yapan araba firmaları bazen yerel beklentilere uygun olarak arabalarının 'ekonomikliğine' özellikle vurgu yapabiliyor. Bu da bence önemli bir pazarlama fırsatı. Buna örnek Honda Civic, Toyota Yaris v.s çok var örnek yani... Bazen de Mercedes gibi firmalar, bizim Türk milletinin ne kadar çabuk gaza geldiğini bildiğinden olsa gerek ve bazen arabayı da milli şahlanışımıza uygun kullandığımızın farkında olsa gerek ki 'Milli Futbol Takımımızın ana sponsoru' olarak karşımıza çıkabiliyor..
Coca Cola gibi firmaların Ramazan'da müslüman olması v.s. gibi konular onların aslında pazarlamayı yani dostum senin alıştığım şekliyle marketing, hatta Coca Cola gibi firmalar için marketing p.r. (yani biz dilimiz konusunda da çok milliyetçiyizdir fakat uygulamada zayıfızdır aslında) ne kadar iyi bildiklerini gösterir. Çünkü (bu çok önemli) 'tüm dünya insanları yeme, içme, giyme konularında genelde yerel daha doğrusu geleneksel' davranırlar. Adam ömrünün sonuna kadar 'Annesinin yemeklerinin yerine daha iyi bir yemek koyamaz bile ki' ecnebi yiyecek içeceklerini hemen hazmedip sofrasına koysun. Coca Cola gibi McDonald's gibi firmalar o yüzden yerel slogan ve kampanyalar üreterek satış yaparlar ve bunda da başarılı olurlar. McDonald's 'McTurco' diye menüler falan çıkarır arada... (şimdi neverwhere yine benim yahudi sempatizanı olduğumu düşünecek bak görürsünüz..)
Sayın wonderland, diyebilirsin ki "Ben sizden örnek istedim, sen bana işin felsefesini yapmışsın.." evet biraz öyle oldu ama işin açıklamasını yaparken verdiğim örnekler de senin istediğin türden, seslendikleri ülkeye göre reklam çalıştırmalarını yerelleştiren bir kaç firma değil mi?...
Valla böyle uzun konuşmasını 'ali_veli' den öğrendim. Hem gigle'a "mubul a yazdığın tek cümlelik yazıya da üslup olarak bayıldım" diyor hem de kendi destan gibi döktürüyor. Abi yok mu şu yazdıklarının kısa ve öz bir özeti. Lütfen rica edelim. Bu aralar o kadar vakit bulamıyorum şahsen uzun uzun okuyacak. Bana gelen mailleri bile okuyamıyorum öyle uzun yazı olursa. Pps'leri açıyorum onları forward ediyorum sadece. Powerpoint icat oldu mertlik bozuldu arkadaş. 'En iyi yazar, okuyucusuna en kısa şekilde en çok şeyi anlatabilen' değil midir? Ali_veli, yorma kardeşlerini bu Ramazan günlerinde...
(22.09.2008 01:40:26)

toros, wonderland..
Benim aklıma yerelleşme konusunda Renault Toros modeli geldi wonderland ;
Renault Toros un üretiminin sonlandırılması ile ilgili olarak ; Renault genel müdürünün ; karımız iyi olsa da Toros modeli Renault marka algısına zarar veriyordu gibi bir cümlesini hatırlıyorum, maalesef google da cümleyi bulamadım.. Toros modeli yerelleşme konusu için düşünülebilinir mi ???
Rahmetli Vehbi Koç,yerelleşmenin üstadı idi, o konu ilginç bir araştırma olabilir..
Mesela Koç Holding şirketleri; Ford/Otosan, Beldeyama/Yamaha, Deutz/Otokar, Fiat/Tofaş v.b. çalışmalar…
Fiat/Tofaş ın kuş serisi otomobilleri de ilginçtir.. Serçe den Kartal a Dogan görünümlü Şahin e Hacı Murat a kadar hepsi birer efsanedir..
ayrıca yerel olarak Arçelik global olarak Beko markasının konumlandırılması da ilgini çekebilir mi..
Başka aklıma ; fi tarih coca cola nın yerelleşme çalışmaları için düzenlenen yerli malzemelerle yapılan coca cola şişesi yarışma çalışması geliyor, aklımda bir çiftçimizin yaptığı iki metre boyundaki hasırdan örülmüş coca cola şişesi kalmış, seramikten yapılanda güzeldi, yanlış hatırlamıyorsam…
Google şöle diyor ;
Coca-Cola, 2000 yılında da geleneksel el sanatları motiflerini taşıyan “Türkiye’den Coca-Cola Şişeleri” sergisini gerçekleştirmişti. Yedi bölgeyi temsil eden Coca-Cola şişeleri, hem Türkiye’de hem de yurtdışında çeşitli sergilere katılmıştı.”..
Coca Cola nın Çin de coca cola ismini değiştirmesi de var ama tam olarak konunla alakalı mı bilmiyorum..
Google demişken Türkiye için yaptığı 23 nisan çalışmasını hatırladım..
Not : kusura bakma geç oldu gündemimiz biraz meşguldü.. (evet haklısın buluttan nem kapma konusunda ama herkesi ciddiye almamızdan galiba, o senin bizim milletimizde olduğunu iddia ettiğin konu galiba batı kültürünün kişisel hazza bizim toplumumuzun ise kişisel sorumluluklara dayalı mantık yapısından oluyor… onlarda bize özeniyor, bildiğim kadarı ile… ama hemen bizim millet öyleydi ben değiştim bu seviyeye geldim deme geri dönmeyi düşünüyorsan döndüğünde zorlanırsın bizim ülkenin seviyesi malum arkadaşım...)
Şimdilik bunlar var..
Kolay gelsin, sevgilerimle
(20.09.2008 00:28:49)

Sn. wonderland..
:) Tabiiki.
Coca Cola’nın ramazanlarda din değiştirerek müslüman olduğunu bilmeyen mi var?
Kent, gerek sektörel konumu ile belki de "esinlenerek" Bayramları da damardan yani Türk duygusuyla birleştirip duble bişiler ( ağlak mevzular ) yapmaya çalıştı…
Ağladık. fakat şeker aldık mı tam olarak bilmiyorum…
Ben de size kırkpınar yağlı güreşleriyle ilgilenin demiicem tabiiki :)
O zaman şöyle yapalım…
Siz bir marka belirleyin ve bu marka ya basit anlamlarda bir kişilik yükleyin. Misyon vizyonunu detaylı olarak yazın…
İlk sanal konkurunuzu da vermiş olursunuz bu sayede :)
Biz de o markaya yol haritası çizelim.
Daha doğru olur…
Belki birileri de görüp kopyalar Tv lerde falan görürüz ne dersiniz?
İlginç olabilir :)
-
(19.09.2008 15:33:32)

Sn. Neverwhere
Oncelikle oldukca uzun ve detayli baska yorumlar arasindan benimkini okudugunuz ve kaale aldiginiz icin tesekkur ederim:) "Bizim reklamcilarimiz ulkeyi Milano sandiklarindan ..." diye devam eden paragrafi ise hem gulerek hem de dusunerek okudum..Gercekten dogru bir tespitte bulunmussunuz...Yurtdisinda bizde oldugu kadar merakli degil insanlar kendilerini anlatmaya, ben soyleyim& boyleyim nutuklari atmaya..."Neysem oyum, seviyorsan sev sevmiyorsan da beni ilgilendirmez" modunda herkes..Benimde bu seviyeye ulasmam epey zaman aldi aslinda, ilk geldigimde havadan gecen buluttan nem kapiyordum! E dediginiz gibi Turk'um sonucta ve maalesef kanimda yillardir akan "herkes bana karsi!" psikolojisi var. Kurtulmak, o ezik kaliptan kendini soyup, cikartmak o kadar da kolay olmuyor..
Konumuza donersek...Soyle ornek verebilirim, mesela McDonald's Kuzey Amerika'da ayri, Avrupa'da ayri ve Ortadogu'da apayri (Turkiye'de Ramazan menuleri oldugunu hatirliyorum, bilmem hala var mi?) reklam stratejileri gelistiriyorlar ki, yerel halkla daha rahat iletisim kurabilsinler, elit olmaktan uzaklasip o ulkenin dilini konusabilsinler etc. Buydu "lokallesmekten" kastim ve proje konum:) Kigili'nin reklam kampanyasini ise bilmiyordum, sizden ogrendim hemen simdi internetten arastiriyorum... Tesekkurler! (18.09.2008 23:02:40)

sevgili gigle arkadaş
komedi kitabı diye bir şey yoktur karikatür dergileri vardır neden diye düşündün mü hiç..
yazı yazarken insanlar mimiklerimizi okuyamazlar sadece kullandığımız kelimelerden yorumlar çıkarırlar..
çok zor bir sanat..
önümüzde çok acı ve üzücü bir örnek var, Hırant Dink olayı.. yazar, son anına kadar aslında ben onu demek istemedim dedi..
bir yazar için en acı verici şeydir, ben onu demek istemedim cümlesi, çünki yazar kişi demek istediklerini ifade edebildiği için bu işi yapar..
şimdi sende ben onu demek istemedime, siz okuduğunuzu anlamıyora getiriyorsun..
evet bizde okuduğumuzdan iki üç farklı anlam çıkarabilecek seviyedeyiz, ukalalık saymazsan eğer..
evet yazında da dediğin gibi farklı anlamlar var ama kuvvetli anlam benim yorumladığım şekildedir, maalesef ve bir yazar için en kötü cümle senin başına geldi, aslında ben onu demek istememiştim, siz beni yanlış anladınız..
daha önce mubul a yazdığın tek cümlelik yazıya da üslup olarak bayıldım mubul arkadaş yanlış anlar diye birşeyler söylemekten vazgeçtim..
yazı üslubun sn. yılmaz özdil e benziyor farklısın felan diyecektim, bana yazdığın yazıda da uslubun oldukça hoş..
ben böle tek satırla meramını anlatabilenlere karşı her zaman hayranlık duymuşumdur ama bende yanlış anlaşılma korkusu hat safhada olduğu için korkudan hep daha uzun yazılar yazıyorum, burada da olduğu gibi..
hülasa;
siz beni yanlış anladınız diye bir cümle olmaz, ben derdimi yanlış anlattım olur..
bu yazıyı da bir şeyler paylaşalım diye yazıyorum..
alındığım felan yok, içinde bulunduğum şartların verdiği sonuçtur, takılma arkadaşım.. içerik konusunda bana takılmadığın sürece :) üslubunu seviyorum..
sevgi ve saygılarımla
(18.09.2008 22:58:00)

Sn. wonderland :)
?
Aradığınız cevap sektörel anlamda oldukça ciddi. Öncelikle hakkını vermek gerek...
Fakat burada garip olan şey sizin Türk ve bu mevzunun Türkiye'de geçiyor olması...
Biz ve bizim reklamcılarımız bu ülkeyi "milano" anadolu pazarlarını da "champs elysees" sandığı için, her markaya "Giorgio Armani" muamelesi yapmak sektörel bir düstur halini almıştır.
Türkiye'de benim bildiğim yalnızca Kiğılı kendi çapında bişiler yapmaya çalışmaktadır diyelim. Fakat ben bilinçli bir politikaları olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. (fiyat??? ne derece ?)
Hassas bir mevzu. Derin bir mevzu.
Oldukça da parlak fikirlerimiz vardır bu konularda.
Eğer bir yabancı marka ön ayak olursa, bir süre sonra bizimkiler de bir süre sonra taklit edeceklerdir nasıl olsa.
Fakat, biraz da olsa istatistiki dayanaklara göre hülyalanmak da laazımdır aynı zamanda...
(18.09.2008 17:45:58)

"sevgili" mubul, ali_veli vs..
Bu kadar bilgi birikimi herhalde insanları, cümleleri anlamaya değil gocunacağı kısmı anlamaya itiyor olsa gerek. Ukalalık bazen insana birşeyler katsa da bazende, kendini eleştirme, değerlendirme yetisini yitirtebiliyor"muş".
Bence kendinizi ne sandığınızı bu kadar açıklamaya çalışmak yerine her görüşe her eleştiriye açık olarak, herşeyden önce kendin olarak yaz, oku, konuş.Sen boşver kim olmaya çalıştığını, kendini değil, kendine ait olanı yazmaya devam et! Bence bu kişinin kendisine çok daha faydalı olacaktır.
Ben yazdıklarınıza ukalalık edicek kadar ukala bir insan değilim ne yazık ki. Bir kenarından esprili, bir kenarından eleştirel tuttuğum bir cümleyi atı verdim, "serbest köşe" başlıklı alana! ve Anlayana! "sevgili" mubulunda örnek verdiği gibi, kişiler yada olaylarla değil fikirler ilgilenmek en güzeli ve o yüzden kişilere söylediklerimiz, yaptığım ve olması gerektiği gibi espiri de kalsın.Kültür seviyenizi ve kendinizi uzuuun zuun anlatma fırsatını değerlendirmenizi de anlıyabiliyorum tabi:) ama söylediğim şeyin yazdıklarınızı anlamadığım ve onları hafife aldığım anlamına gelmediğini anlayabiliyor olmalısınız. Son olarak tek diyebilceğim şey kimse size ukala demediği halde "ukalalık" sıfatını kendinize yakıştırıp, bu kadar övünmeyi tercih etmenizi anlayamadığımdır.
Saygılarımla... (18.09.2008 13:50:32)

Sn. Aydın Doğan ve Sn. Recep Tayyip Erdoğan arasındaki polemiğin galibi
Ufff başlığa bak, nerden baksan iki yüz tık alır, madem kendimi ne zannediyorum tam zannedeyim de olsun bitsin..
Daha önce “cilalı imaj devri” yazısını okuyanlar hatırlayacaktır, başkan adayı Obama nın Ortadoğu ve Avrupa yı kapsayan bir geziye çıkması ve rakiplerinin verdiği cevaplar… algı yönetiminin nasıl idare edildiğine dair güzel bir örnekti..
Bizde burada, kendi ülkemizde algının nasıl idare edildiğine bakalım.. savaşın içeriğiyle siyasetle falan ilgili değiliz, sadece bu savaşta/tartışmada algı yönetimi nasıl idare edildi, genel olarak bunu değerlendireceğiz ve bu savaşın/tartışmanın algı yönetimi açısından galibini arayacağız..
Siyaset konusu ters bir konu, herkesin bir bakışı, duruşu var.. Yaklaşım olarak iki tarafa aynı oranda uzak olan insanları ortalama olarak aldım, yani elimden geldiğince objektif olmaya ve ulaşabildiğim bütün görsel ve yazılı metinleri okumaya çalıştım, umarım başarmıştım...
Sonucu bende merek ediyorum;
Puanlama; açıklama ve doğru cevaplar (1) puan, seyirciyi tatmin etmeyen cevaplar ve kendi kalene gol (-1) puan.
Maçtan önemli dakikalar..
Hadise, hürriyet gazetesinin “Almanya da ki deniz feneri davası” ile ilgili haberi ile başladı..
Sn. Aydın Doğan (1) puan
Habere Recep Tayyip Erdoğan, anında cevap verdi, algı yönetimi açısından en doğrusunu yaptı.. Sn. Recep Tayyip Erdoğan (1) puan
Hürriyet, aynı Gürcistan savaşı örneğinde olduğu gibi karşı tarafın nasıl tepki vereceğini hesap edemedi…Sn. Aydın Doğan (-1) puan
Sn. Aydın Doğan, “özel söyleşi” ile karşılık vermeye çalıştı..
Sn. Aydın Doğan (1) puan
Başbakan, “açıkla açıklamazsan ben açıklarım” diyerek algıyı yüksek tuttu, “sana bir hafta süre” diyerek olayın konuşulmasını sağladı..
Sn. Recep Tayyip Erdoğan (1) puan
Aydın Doğan, cevabını kendi tv sinde kendi çalışanı ile yaptığı söyleşi ile vermeye çalıştı, doğrusu basın toplantısı yapıp bütün gazetecilerin sorularını cevaplayıp, kimseden gizlim saklım yok algısını oluşturmak üzerine olmalıydı..
Sn. Aydın Doğan (-1) puan
Sayın Recep Tayyip Erdoğan, açıklamalarını parti kongrelerinde ve kravatsız olarak yaptı..
Başbakan ile parti başkanını ayırmaya çalıştı.. Algı yönetimi açısından ileriye dönük iyi bir düşünceydi..
Sn. Recep Tayyip Erdoğan (1) puan
Fakat, bugüne kadar önemli açıklamaların yapıldığını hatırlamadığımız ilçe kongrelerinin seçilmesi konunun üzerinde ilden küçük köyden büyük gibi bir algı yarattı, daha büyük toplantılarda yapılabilirdi açıklama (önemseniyorsa)…
Sn. Recep Tayyip Erdoğan (-1) puan
Sn. Recep Tayyip Erdoğan, söylediği gibi diğer kongrede açıklamasını yaptı, konuya ciddi baktığı algısını oluşturdu..
Sn. Recep Tayyip Erdoğan (1) puan
Fakat diğer iddiasının üzerine gitmeden başka iddialarda bulunması, kafaların iyice karışmasını sağlamanın dışında başka işe yaramadı..
Sn. Recep Tayyip Erdoğan (-1) puan
Sn. Recep Tayyip Erdoğan, bu kez birinci kongredeki üslubundan daha sert kelimelerle konuştu, bu algı yönetimi açısından doğru bir davranış değildi, üzerinde baskı olduğu izlenimi uyandırdı…
Sn Recep Tayyip Erdoğan (-1) puan
Sayın Aydın Doğan, basın açıklaması yaptı..
Sn. Aydın Doğan (1) puan
Ama reytinglerde birinci çıkan panik halinde konuşuyormuş izlenimi uyandıran konuşmasından daha farklı bir şey söylemedi, çıkıp bir arazim var buraya bina yapmak istiyorum, suç mu demesi, başka konuya girmemesi gerekiyordu, insanların kafasındaki soru işaretleri gitmedi..
Sn. Aydın Doğan (-1) puan
Aynı anda birkaç Hürriyet gazetesi yazarının bu konuda yazması, sn. Recep Tayyip Erdoğan lehine, -haklı veya haksız olsun- kalabalık saldırıyorlar, Sn. Recep Tayyip Erdoğan tek başına savaşıyor imajı uyandırdı..
Sn Aydın Doğan (-1) puan
Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Feneri davası diye bahsedilen konuda yasal ne tür işlem/araştırma yapacağını söylemedi, insanların kafasındaki soru işaretleri gitmedi…
Sayın Recep Tayyip Erdoğan (-1) puan
Sn. Aydın Doğan, sn. Recep Tayyip Erdoğan ı, televizyonda canlı yayında tartışmaya/konuşmaya çağırdı, en güzel hamlesiydi..
Sn. Aydın Doğan (1) puan..
Sn. Recep Tayyip Erdoğan, olayı sen kimsin, haddini bile getirdi, yanlış cevap, doğrusu sen önce benim iddialarıma onlarca gazetende televizyonunda cevap ver sonra karşıma çık olacaktı, karşı taraf Başbakanla konuşmak isteyen bir Türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım diye cevap verebilir, sen kimsin sorusuna..
Sn. Recep Tayyip Erdoğan (-1) puan
Sn. Recep Tayyip Erdoğan olayın ardından kravatlı ve başbakan olarak katıldığı toplantı ve yaptığı çalışmalarla olayın etkisinde olmadığını, işinin başında olduğunu gösterdi..
Sn. Recep Tayyip Erdoğan (1) puan
Sn. Aydın Doğan ve grubu hala olayın şokunu atlatamamış ve ne yapacağını bilemeyen bir hava gösteriyor, acilen kriz yönetim masası oluşturmalılar kendi içlerinde..
Sn. Aydın Doğan (-1) puan..
İki tarafta bu kadar yaşanana rağmen hakkını mahkemede arayacağına dair en ufak bir açıklamada bulunmadı, bu iki tarafın algısına da zarar verdi..
Sn. Aydın Doğan (-1), Sn Recep Tayyip Erdoğan (-1)
Değerlendirme ve skor ;
Sn. Aydın Doğan, sn Recep Tayyip Erdoğan dan daha fazla algı yönetiminde etkili araçlara sahip olsa ve bunları kullanıp puan toplayamaya çalışsa da yetersiz açıklamaları ve elindeki araçları yanlış kullanması sonucu oluşan eksi puanlarla yarıştan daha kötü puanla ayrıldı..
Sn Recep Tayyip Erdoğan doğru zamanda doğru hamleleri yaparak, savaş tarihini kendini belirleyerek, etkili vuruşlarla ve hızlı geri çekilişlerle daha az puan toplasa da daha az eksi puan aldı ve yarıştan daha az yara alarak çıktı..
Skor
Sn. Aydın Doğan -2
Sn. R. Tayyip Erdoğan -1
Sonuç
İki tarafta yara almıştır, sn. Aydın Doğan algısını doğru yönetemiyor, acilen uzman müdahalesine ihtiyaç var. sn. Recep Tayyip Erdoğan ın algısı zarar alsa da en azından sn Recep Tayyip Erdoğan bunun farkında ve algısını düzeltme sürecine şimdiden başladı..
Sn. Aydın Doğan ve sn Recep Tayyip Erdoğan iki farklı kulvarda yarışıyorlar buna özellikle dikkat edilmeli sayın Aydın Doğan ın da dediği gibi birbirlerinin rakibi değiller fakat sayın Aydın Doğan ın sn. Recep Tayyip Erdoğan dan çok çok daha fazla her konuda kişisel algı yönetimine dikkat etmesi gerekir zira Sn. Tayyip Erdoğan en fazla seçim kaybeder(artık)..
Not : eklenecek çok not olsa da söyleyebileceğim en önemli şey herkes hayata kendi penceresinden bakar bende penceremden bunu gördüm..
Not : herkes kendi algı değerini olaydaki artıları eksileri değiştirerek veya yeni artılar eksiler ekleyerek bulabilir..
Not : sondan bir
Saygılarımla
Ali nin penceresi
(18.09.2008 11:52:57)

Onerilerinizi bekliyorum...
Herkese selam..Ben yurtdisinda fashion marketing okuyorum ve bu sene "Advertising& Promotion" dersi kapsaminda bir proje hazirlamam gerek...Seslendikleri hedef kitleye ve kulture/ ulkeye bagli olarak reklam calismalarini yerellestiren firmalar, konu basligim..Yalniz su anda inspiration anlaminda tikanmis durumdayim, uzun bir suredir de Turkiye'den uzak kaldigim icin acaba bana hangi global markalar uzerinde nasil yogunlasabilecegime dair fikir verirseniz cok sevinirim! Ne de olsa hepiniz sektorden insanlarsiniz ve bu konularda benden cok daha ilginc fikirlere sahip oldugunuza inaniyorum:) herkese yardimlari icin simdiden cok tesekkurler! (18.09.2008 05:05:33)

minik
Küçük insanlar kişilerle, orta insanlar olaylarla, büyük insanlar fikirlerle uğraşırmış. Gigle'nin varabildiği noktayı biliyorum..:D (17.09.2008 14:47:46)

kendimi ne sanıyorum
vallahi bende yastığa başımı koyduğumda aynen bu soruyu soruyorum kendime sevgili gigle..
kendimi ne sanıyorum..
ve yemin ederim, her yazımdan sonra pişman oluyorum, içimdeki yazma arzusuna boyun eğdiğim,
gideceğim daha yazmayacağım dediğim halde yazmaya devam ettiğim için..
kendimi ne sanıyorum..
Cemil Meriç gençlik yıllarında merak edermiş acaba ilerde kahve köşelerinde ahkam kesen biri mi olacam yoksa düşünür mü olacam diye..
bende bunu okuyana kadar düşünürdüm, bloglarda ahkam kesen biri mi olacam, yoksa..
bilmiyorum kendimi ne sanıyorum..
bana biçtiğin 80 tane yerli şubeye ulaşsa da Sultanahmet Köftecisi misyonunu kabul etmiyorum, Ali Saydam sanmıyorum kendimi sevgili gigle..
sandığından daha ukalayım ben..
gözüm dünya çapındaki fastfood larda, Çin lokantaları nasıl bizim mahalleye kadar girdi, buna kafan yoran adamım..
kendimi ne sanıyorum..
reklam yazarken kendimi Ali Taran değil, "tüketiciyi aptal zannetmeyin çünkü o sizin karınızdır" diyen David Ogilvy sanıyorum..
reklam eleştirisi yaparken, bu olmamış diyerek tek sözüyle coca cola nın 600 milyon dolarlık kampanyasını yayından kaldıran, Bob Garfield sanıyorum..
ve galiba ;
evde, sokakta, arkadaşlarının yanında geyik çiftliği sahibi bir adam gibi dursam da.. yazı yazarken kendimi Engin Ardıç kadar bilgili sanıyor ve onun kadar ciddileşiyorum..
yalan hilaf yok gigle
tam olarak budur durumum
ve haklısın gitme vakti geldi
son iki yazı daha, müsaade et
ve bu yazı için ukalalık için
yine pişman olacağım biliyorum
sevgilerimle arkadaşım
(16.09.2008 22:07:55)
Sende Katıl
Kreatör mü restoratör mü?
Eski bir reklam yazarı olan Gökhan Özgün, 21 Ağustos tarihli köşe yazısında şöyle diyor: "Metin yazarının ingilizcesi 'copy writer'dır. Copy, en temel anlamında taklit edilecek, çoğaltılacak model anlamına gelir. Copy writer da bu çoğalmaya elverişli modelin üreticisidir. Aslında restoratördür, ama kendine yaratıcı demeyi pek sever. Kendine yaratıcılığının bedelinin ödendiğini düşünür. Oysa, hiçbir zaman hiçbir şey yaratmayacak olmasının tazminatıdır ona ödenen.
Sanmayın ki derdim reklamcıyı küçümsemek. Reklamcıyı küçümsemem. Hatta bu memlekette reklamcıyı takdir ederim. Reklamcı en azından bu tazminatı iyi kötü tahsil edebilen kişidir.”
Sizce de reklam yazarı veya genel olarak reklamcı böyle trajik bir varlık mı? Gerçek bir yaratıcı mı, yoksa yalnızca bir restoratör mü?











Yanlış olmasın. Yazılarımdan avukat olduğum falan anlaşılmasın :)
-
Sevdiğim 3 ajans vardır bu memlekette.
1_ATCW
2_M.a.r.k.a
3_Alametifarika
Her iki jenerasyonu da yakalayabildiği için hızla 1. sırayı zorlamaktadır.
Diğer ajansların, okuyup etkilendiği kaynakların aynı olması sebebiyle farklı olmadığını, yaratıcılıklarını(!) Londra, New york gibi yerlerde sergilediklerinde daha iyi sonuç alacaklarını düşünüyorum.
;)
(09.10.2008 19:44:56)